This is default featured slide 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Salih Uçan


Son İzmirli: Salih Uçan

İzmir, Türkiye’de kendine has bir futbol kültürü olan ender şehirlerden biri ve ne mutlu ki bu kültürün bir parçası olarak kulüplerin birçoğu altyapıdan beslenen, genç oyuncuları kazanmayı bilen ve şans tanıyan bir yapıya sahipler. Bir dönem üst düzey oyuncu çıkarmakta zorlansa da yeni nesillerde tekrar yükselişe geçen İzmir futbolu 1994 jenerasyonunun en büyük iki yıldız adayını çıkarmış durumda. Okay Yokuşlu Süper Lig’de forma giymeye başladı, anlaşılan sıra bu kez Bucasporlu Salih’de… 

Salih Uçan, aslında çıkışını geride bıraktığımız sezonun başında yapmış bir oyuncu. Milli takımlarda her zaman beklentilerin yüksek olduğu, neslinin önde gelen oyuncularından birisiydi ancak genç bir futbolcu için her şeyden önemlisi oynamak, oynamak ve oynamak… Salih, bu açıdan uygun bir kulüpte yetişmenin de getirisiyle doğru zamanda üst düzey futbola adım attı ve oynadığı futbolla ülkenin en değerli potansiyellerinden biri haline geldi. 

18 yaşını dolduran Salih’in en önemli özelliği üstün bir pasör olması. Türkiye’de bu kalibrede pasör çok seyrek yetişiyor ve doğal olarak fark yaratma açısından daha değerli oluyorlar. Üstelik Salih sabit bir oyuncudan ziyade dripling becerisi de yüksek ve oyunu aklıyla oynadığını her an belli eden bir isim. Fiziksel olarak da çok büyük eksikleri var demek zor, gelişimi kontrol altında tutulur ve yapısına göre doğru yaşta ağırlık çalışmalarına başlarsa daha da güçlü bir orta saha oyuncusu haline gelebilir. 

Komple bir orta saha oyuncusu olma yolunda ilerleyen Salih’in yetenekleri sadece İzmir’de dikkat çekmedi elbette. Son olarak Fenerbahçe ile Beşiktaş’ın ciddi şekilde ilgilendiği oyunculardan biri olduğu söylenen Salih için Rusya Premier Ligi ekiplerinden Rubin Kazan’ın ciddi bir teklif hazırladığı, onun bonservisi için de 1,5 milyon avro ödemeye hazır olduğu da konuşuluyor. Rubin Kazan’ın transfer komitesinin başında kısa bir süre Bucaspor’da da oynayan, tanıdık bir sima Stjepan Tomas’ın olduğunu da bu noktada hatırlatmak gerek. 

U-19 Milli Takımı’nın teknik direktörü Feyyaz Uçar’ın güvendiği isimlerden biri olan Salih Uçan, bu ay içinde U-19 Avrupa Şampiyonası’na katılma yolundaki son engel olan Yunanistan U-19 Elit Tur eşleşmesinde de forma giyecek. Eğer bu tur geçilirse yaz döneminde Salih’in adı birçok kişi tarafından daha gür bir biçimde seslendirilecek.
Eurosport'taki Yetenek Avcısı köşesine Salih Uçan'ın genel bir profilini çizmiş, iyi bir merkez oyuncusu olduğunu ve top tekniğiyle gelişime çok açık, özel bir futbolcu olma yolunda ilerlediğini yazmıştım. Rubin Kazan, Beşiktaş derken transferini Fenerbahçe bitirdi, borsa bildiriminin ardından da Salih transferi twitter hesabından doğruladı.

Fenerbahçe biraz şartların da zorlamasıyla çok doğru ve agresif bir yerli transferi politikası oluşturdu ve olası bir ceza halinde yola yerlilerle devam etme olasılığına karşı kadrosunu kısa ve orta vadede güçlendirecek oyunculara yatırım yapmaya başladı. Soner Aydoğdu transferi bitime yaklaşmışken, aynı bölgeye ondan üç yaş genç olan Salih Uçan'ı da almak bu yatırımın bir göstergesi. Fakat işe Salih açısından bakarsak bu onun için bir şans olduğu kadar da risk.

Bir genç oyuncu için oynaması en zor mevkii takımın merkezi olan oyun kurucu pozisyonu ve Fenerbahçe'de bu alanda ülkenin en iyilerinden birisi olan Emre Belözoğlu var. Salih ise Bucaspor'da düzenli oynayan ve hızlı gelişimini de yeteneği kadar bulduğu oynama fırsatına borçlu bir oyuncu. Yeteneğinin rafine edilmesi, üst düzeyde fark yaratan bir oyuncu haline gelmesi için 1-2 yıl Süper Lig tecrübesine ihtiyacı var. Fenerbahçe ona bu fırsatı tanıyamayacak kadar yarışmacı olabilir ama onun buna ihtiyacı olduğunu görecek kadar vizyoner olması zorunlu. En yakın örnek 91 jenerasyonunun oyun kurucusu Abdülkadir Kayalı'nın düştüğü durum.

Abdülkadir de en az Salih kadar potansiyelli, yetenekli ve önü açık bir isimdi ancak gelişimi açısından en kritik dönem olan 17-21 yaş aralığını üst düzey futbolda geçirmedi. Şimdilerde bir toparlanma sürecinde olsa da belki de hiçbir zaman beklentileri karşılayamayacak. Her oyuncuyu ayrı değerlendirme taraftarıyım her zaman ama 17-21 yaş arası düzenli futbol oynamak bir kriter ve Salih buna iyi bir başlangıç yapmışken kesintiye uğramamalı. Belki Fenerbahçe onu Bucaspor'da bir sene daha kiralık olarak bırakabilir, hem iki takım hem de Salih bu açıdan kazançlı çıkar. Salih de "Bi' Abdülkadir Kayalı" olmaz. Eurosport'taki yazıda deidğimiz gibi Salih artık bir A2 takımı oyuncusu değil ve oynaması şart. Onun yaşıtlarına göre yarattığı en büyük fark da bu.

Salih'e dair merak edilen sorularla ilgili kısa notlar
*Salih bir defansif orta saha ya da forvet arkası oyuncusu değil. Orta sahanın merkezinde oynuyor ve daha çok topla rahat hareket edebilme ve dripling becerisiyle öne çıkıyor. Yetenek-performans kriterinden bağımsız olarak bölge açısından Selçuk İnan doğru bir örnek.
*Milli takımda değer verilen, özel isimlerden biri ve artık U-19 milli takımı düzeyinde forma giyiyor. Son olarak Elit Tur'da (U-19 Avrupa Şampiyonası'na yükselme play-offları) Yunanistan'a karşı forma giydi ancak ilk maçta 3-0 mağlup olduğumuzdan şampiyonaya kalma şansımız mucizelere kaldı. Orada daha rahat izleme şansı bulabilirdik.
*Fenerbahçe'nin transfer ettiği bir başka önemli yetenek olan Recep Niyaz'la bölgesi çakışıyor denemez, Recep daha önde oynayan bir oyuncu. Onun hızı ve topla yakınlığı Türkiye'deki benzerlerinin en iyisi olsa da Salih fiziken ve zihnen üst düzeye daha hazır bir oyuncu. İki ismi transfer etmek de çok başarılı bir
operasyon. Bir başka orta saha oyuncusu Gökay İravul'a göre hem yetenek, hem hazır olma açısından ise önde. Fenerbahçe, Gökay'ı komple kaybetmek istemiyorsa onun da kiralık gitme zamanı geldi, geçiyor.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Fenerbahçe'den Galatasaray'a tarihi kıyak

17 Mayıs 2012 Perşembe

1959 Sezonu ŞAMPİYON FENERBAHÇE !!!



 Fenerbahçe Türkiye Profesyonel 1.Ligin İLK ŞAMPİYON'udur.
Ligin Adı MİLLİ LİG'ti.1959 Sezonunun İlkbaharı'nda oynandı.İstanbul Mahalli liginden en iyi 8 takım ile Ankara ve İzmir Mahalli liglerinden en iyi 4'er takım Kırmızı ve Beyaz grup olarak 2'ye ayrıldı.
Grup Şampiyonları Finali oynadı.
Play Off Maçlarında ilk maçı G.Saray 1-0 kazandı.İkinci maçı ise Fenerbahçe
 4-0 kazanarak ŞAMPİYON oldu.



15 Haziran 1959 Tarihli Milliyetten;

Fenerbahçe Şampiyon

Sarı-Lâcivert'li takım dün Galatasaray'ı 4-0 yendi.

Seyirci: 26.553 kişi

Hasılat: 355.866 lira

Hakemler: Liverani (İtalyan)(****), Orhan Gönül(***), Bedir Çakır(***)

Fenerbahçe: Özcan(***)- Seracettin(**), Basri(**)- Naci(**), Osman(***), Avni(***)- Lefter(***), Şeref(***), Yüksel(****), Can(**), Niyazi(**)[Mustafa(***)]

Galatasaray: Yüksel(*)- Saim(**), İsmail(**)- Dursun(*)[Ahmet(**)] ,Ergun(*), Ahmet(**)[Nuri(*)] - İsfendiyar(**), Suat(*), Metin(*), Nuri(*)[Cengiz(*)], Mete(**)

Goller: Yüksel dk. 10 (1-0), Naci dk. 44 (2-0), Mustafa dk. 70 (3-0), Şeref dk. 72 (4-0)

(Maçın yıldızlarını Milliyet Spor ekibinden Namık Sevik, Fikret Kırcan, Halit Kıvanç, Necmi Tanyolaç, Kahraman Bapçum ve Esen Kaftan vermişlerdir)



15 Haziran 1959 Tarihli Milliyetten;

Büyük Finalin 24 Futbolcusu

Fikret Kırcan

Fenerbahçe

Özcan: Kendisine düşen vazifeyi fazlasıyla yaptı. Emin blokajları ve bilhassa kornerden gelen toplara karşı kurduğu ceza sahası üstünlüğü gol yememekte kararlı olduğunu götlerdi.

Seracettin: Final maçının temposuna uymasını bildi. hatâlı hiç bir hareketi yoktu.

Basri: Ilımlı, arzulu ve girgindi. İsfendiyar'la geçen haftaki gibi fazla çekişmedi.

Naci: Kaptan takımında nazım bir rol oynadı. verilen taktiği harfiyen yapanlardan biriydi.

Osman: Takımın en başarılı elemanlarından biriydi. havadan metin'i tesirsiz bırakmasını bildi.

Avni: Alışılan temposuyla yine bir galatasaray maçını muvaffakiyetle bitirdi. suat'a karşı müessirdi.

Lefter: Açık oynamak istemiyordu. buna rağmen oynadı ve oynattı. zaman zaman şütör, zaman zaman da hazırlayıcıydı.

Şeref: Ani deparları ve sert atakları ile galatasaray defansı için tutulması zor bir oyuncu olarak görüktü. Esasen vazifesi de buydu.

Yüksel: Sahanın bir numaralı oyuncusuydu. Bir santrafor bu derece rakip defansı oyalar ve yıpratabilirdi.

Can: Eski can olmadığı muhakkak buna rağmen o da vazifesini yapanlardan biriydi.

Niyazı: sakattı. Buna mukabil takımda yer aldığı 15 dakikalık zaman içerisinde çalıştı ve vazifesini yapanlar safına geçti.

Mustafa: Önce solaçıkta, sonra da sağ açıkta yer aldı. Attığı gol, top takibinin yeni bir misaliydi.

Galatasaray

Yüksel: Turgayın ani sakatlığı sebebiyle bir final maçında takımının kalesini korumak mecburiyetinde kaldı. Maç kabiliyeti olmadığı her halinden belliydi.

Saim: İlk devrenin sonuna kadar başarılıydı. Fakat solaçıkta letter geçince vazifesi ağırlaştı. hatta müşkülleşti.

Dursun:Lefter'i marke etmiş olmak için bu yere koyulmuştu. çıkarılışına hayret ettik. oynadığı müddet devamınca küçük bir hata yapmamıştı.

İsmail: Taktik icâbı bu yere verilen İsmail vazifesini yaptı. rakip takımın ölü saha taktiğine düşmediği müddetçe iyi idi.

Ergun: Belki de senenin en çetin Santrforunu dün karşısında buldu ve sürklase oldu.

Ahmet: İyilerden biriydi. Markajda muvaffaktı.

İsfendiyar: Hücum hattının en faal oyuncusuydu.

Suat: İleri geri çalıştı. hatta biraz da geride kaldığı söylenebilirdi. esas yerini kaybetmesi, takımının hücumdaki gücünü azalttı.

Metin: Pasif kaldı. Osman ve Avninin markajından kurtulup, alışılan sertlikteki şütlerinl atamadı.

Nuri: oyun içinde göze batacak müsbet bir hareketi olmadı.

Cengiz: hareketli, seyyal, fakat fizikman zayıf olan bu futbolcu final maçının temposuna uyacak yeterlikte değildi.

Mete: en çalışkan ve gayretli futbolcuydu. Müdafaada, boşalan yere koşuyor, hücum hattında da rakip kaleye tehlikeli anlar yaşatıyordu. fakat bir mete ne yapabilirdi ki...



Fenerbahçeli Fikret Kırcanın Maç İle İlgili Anısı;

1958-1959 sezon başı, 2 ayrı grupta oynanıyordu. o zamanki prosedür gereği; grup maçlarını lider tamamlayan Fenerbahçe ve Galatasaray finalde karşılaşacaktı. Fenerbahçe, Metin Oktay'ın golüyle ilk maçta 1-0 yenildi ama biz Galatasaray'ı rövanşta 4-0 yenerek Şampiyon olduk. Rövanşın hikayesi ise şöyle: Galatasaray'a 1-0 mağlubuz, üzüntülüyüz. Kamp Yeşilköy'de, antrenman yaptık. Cuma akşamı çocuklarla oturdum, "Kimseyle konuşmayacağız" dedim. Yöneticiyim, kimseyi almadım toplantıya. "Bu ruh ve bu aşkla başlayacağız" dedim.Lefter sağ açık, Naci santrafor, Osman orta saha sonra Seracettin vardı. 

oyun kurulumuyla ilgili kimseye bilgi vermedik. başkanımız Agah Erozan ile yemek yedik. "Fikret durum nasıl, plan nasıl?" dedi. "Takım 30 değil, 11 kişi söyleyecek bir şey yok" dedim.Kızdı bana ama hiç aldırmadım bir gün sonra geldi, maç 4 -0 bitti, şampiyon olduk.


Fenerbahçeli "Mikro" Mustafa Güvenin Anısı:

1959 senesindeyiz.58 Maç yapmışız ve Namağlubuz. O zamanlar haftada iki maç yapılıyor. Bir kümenin Şampiyonu biz,diğer kümenin ki gs,iki küme şampiyonu finâli oynayacağız ancak o da iki maç hâlinde günlerden Çarşanba hafif yağmurlu bir hava da oynuyoruz, Allah Nûr içinde yatırsın rahmetli Metin Oktay’ın attığı gol ağları yırttı. O zamanlar ağlar kaleye gerildi mi bir daha sökmezler her türlü hava şartları yıpratır. Nitekim deniz tarafındaki file böyle yırtıldı. Kalede de Özcan Arkoç var. Cumartesi günü rövanşı oynayacağız.Çok üzgündük kampta üç gün sıkı sıkıya hazırladık kendimizi ve dop dolu bir inançla rövanş almaya kararlıyız. İlk gol Yüksel’den geldi. Çok geçmedi Nâci ağabey ikinci golü attı ben hemen üçüncüyü attım. Şeref 30 metreden bomba gibi vurdu ve 4-0 maçı da aldık Şampiyonluğu da. Unutamadıklarımdandır.



Fenerbahçe

1958-1959 Sezonu Milli Lig

Beyaz Grup 1. Hafta Maçı: Fenerbahçe 3-1 Ankaragücü(11)
Beyaz Grup 1. Hafta Maçı: Fenerbahçe 2-1 Hacettepe(7)
Beyaz Grup 2. Hafta Maçı: Altay 0-1 Fenerbahçe(8)
Beyaz Grup 2. Hafta Maçı: İzmirspor 0-0 Fenerbahçe(5)
Beyaz Grup 4. Hafta Maçı: Fenerbahçe 2-1 Beykoz(9)
Beyaz Grup 5. Hafta Maçı: Fenerbahçe 1-0 Beşiktaş(16)
Beyaz Grup 6. Hafta Maçı: Fenerbahçe 1-1 Altay(7)
Beyaz Grup 6. Hafta Maçı: Fenerbahçe 1-0 İzmirspor(4)
Beyaz Grup 7. Hafta Maçı: Fenerbahçe 3-0 İstanbulspor(6)
Beyaz Grup 8. Hafta Maçı: Hacettepe 1-4 Fenerbahçe(9)
Beyaz Grup 8. Hafta Maçı: Ankaragücü 2-3 Fenerbahçe(5)
Beyaz Grup 10. Hafta Maçı: Beykoz 0-1 Fenerbahçe(5)
Beyaz Grup 10. Hafta Maçı: Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe(8)
Beyaz Grup 11. Hafta Maçı: İstanbulspor 0-5 Fenerbahçe(9)
Final 1. Maçı: Galatasaray 1-0 Fenerbahçe(43)



http://www.macanilari.com/14.Haziran.1959_1958-1959.Sezonu.Milli.Lig.Final.2.Maci.Fenerbahce.4-0.Galatasaray-195819591202--.html

FENERBAHÇE KADROSU - (W M) Sistemine göre, kurulmuş takım ise ;
Kaleciler - Şükrü Ersoy + Özcan Arkoç (Yedek) (Vefa' dan)
Geri Müdafaa - Avni (Sol bek)- Basri Dirimli (Sağ bek) (Kıbrıs'lı Mehmetçik)
Orta Saha - Şeref Has (Sol haf) - Naci Erdem (Orta-Santra haf) -Takım kaptanı - Şirzat (Sağ haf) (Beykoz' dan)
Forvet - Mikro Mustafa (Sol açık) - Yüksel (Sol iç) - Lefter (Santfor) - Can Bartu (Sağ iç) - Akgün Kaçmaz (Sağ açık) Hacettepe'den. Kadroyu tam %100 değilsede, %90 bu şekildeki kadrosuyla hatırlıyorum..




Ziyaretçiler